Edirne

06.04.2008

Osmanlı İmparatorluğu´na 91 yıl boyunca başkentlik yapmış, tarihi MÖ 7. yy´a değin uzanan eski bir il merkezi yerleşme. Edirne´nin tarihi, MÖ 7. yy´a değin uzanmaktadır. Bugünkü Edirne kentinin bulunduğu yerde ilk kent, Traklar´m Odris boyu tarafından kurularak Odrise ya da Odrisia olarak adlandırıldı. MS 2. yy´da Roma İmparatoru Hadrianus, Orestia (Orestas) olarak adı değişen Edirne´ye, stratejik önemi nedeniyle kent statüsü vererek kendi adını koydu. Edirne, Roma döneminde Hadrianopolis, Adrianopolis gibi adlarla anıldı. Romalılar´dan Bizanslılar´a geçen kent, birkaç kez Bulgarlarla Bizanslılar arasında el değiştirdi. Haçlı Seferleri sırasında yağma edildi.

Yerleşme, 1362 yılında Murat I tarafından Bizanslılardan alınarak Osmanlı topraklarına katıldı. İstanbul alınıncaya değin, 91 yi başkentlik yaptı. Osmanlılar döneminde kent; Edrinus, Edrune, Edrene ve 16. yy'dan sonra da Edirne olarak adlandırıldı. Edirne, İstanbul'la birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun mimaride eriştiği yaratıcı düzeyi gösteren bir yerleşmedir.

Edirne Kalesi:
Roma İmparatoru Hadrianus'un yaptırdığı sanılmaktadır. Kalenin 400 bin metrekare alanı kapladığı, 12 kulesi ve 9 kapısı olduğu bilinmektedir. Günümüze, Saat Kulesi, Top Kapısı ve Kafes Kapı ile yakınındaki kimi kalıntılar ulaşabildi.

Ayasofya Kilisesi:
Murat Tin emriyle camiye dönüştürüldü. Murat II döneminde yanına medrese yaptırıldı ve müderrisinin adıyla Halebi Medresesi Camisi olarak anılmaya başlandı. 1752 depreminde yıkıldı.

Yıldırım Beyazıt Camisi:
Kentin en eski camisidir. 1400'de kiliseden camiye dönüştürüldü.

Eski Cami:

Edirne'de Osmanlılar'dan günümüze ulaşmış anıtsal bir yapıdır. Çok kubbeli ulu camiler planındadır. Yapımına, 1403'te başlandı ve yapımı 1414'te bitirildi. Dikdörtgen plan üzerine inşa edilmiş olup dört sütuna dayanan dokuz kubbe ile örtülüdür. Üzerindeki kitabelerin güzelliği ile ünlüdür. 1754, 1924 ve 1934 yıllarında onarıldı.

Beylerbeyi Camisi:
Hükümet Konağı'ndan Sarayiçi'ne giden caddenin sağındadır. 1429'da Rumeli Beylerbeyi Sinanettin Yusuf Bey tarafından yaptırıldı. Yan mekanlı, çokgen planlı, tek kubbeli bir yapıdır. Son yıllarda önemli bir onarımdan geçti.

Gazi Mihal Camisi:
Tunca Irmağı'nın ve Gazi Mihal Köprüsü'nün sağındadır. 1422'de Mihal Bey yaptırdı. Caminin kıble yönünde, Gazi Mihal'in mezarı bulunur.

Mezit Bey Camisi (Yeşilce Camisi):

1440-1441'de Sancakbeyi Mezit Bey tarafından yaptırıldı. Yan mekanlı (zaviyeli) camilerdendir. Özgün minaresi yeşil çinilerle kaplı olduğu için Yeşilce Camisi adını aldı.

Muradiye Camisi:

Aynı adlı mahallededir. Sarayiçi'ne egemen bir tepeye Murat II tarafından yaptırıldı (1436). Yapının mimarı bilinmemektedir. T planlı, yan mekanlı bir camidir. 15. yy Osmanlı sanatının en önemli yapıtlarından olup mihrap ve duvarlarını kaplayan çiniler eşsiz güzelliktedir.

Şahmelek Camisi (Şah Melek Paşa Camisi):

Gazi Mihal Köprüsü'nün Edirne yönündedir. 1429'da yapıldı. Kesme taştan tek kubbeli bir yapıdır. Taçkapıdaki taş işçiliği ilginçtir.

Üç Şerefeli Cami:
1443-1447 yılları arasında Murat II tarafından yaptırıldı. Enine dikdörtgen planında inşa edilen ilk camidir. Çok kubbeli ulu camiler planından kopuşun ve merkezi büyük kubbeye geçişin başlangıcını oluşturur. Büyük orta kubbesi, 24 m çapındadır ve altıgen bir kasnak aracılığıyla altı dayanağa oturur. Üç şerefeli olduğu için bu adı almıştır.

Er meydanı Kırkpınar :
Edirne'nin doğu ucundaki Sarayiçi, bugünlerde tarihi Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı yerdir. Kırkpınar güreşlerinin tarihi 1354 yılına kadar dayanır. Sefere çıkan akıncı gruplarından birinin verdiği molada iki yiğit güreşe tutuşur. Birçok defa güreşen; fakat yenişemeyen yiğitler yine yenişemezler. Onları ayırmaya gidenler, her ikisinin de ölmüş olduğunu görürler ve onları oradaki söğüt ağacının dibine gömerler. Seferden döndükten sonra mezarların bulunduğu yere geldiklerinde bir su çıktığını hayretle fark ederler ve oraya Kırkpınar adını verirler.

Beyazıt II Külliyesi ve Camisi:
Tunca Irmağı'nın kıyısında bulunan külliye, Edirne'nin en önemli yapıtlarmdandır. Camisi, tıp medresesi, imarethanesi, darüşşifası, hamamı, mutfağı, erzak depoları ve 4iğer bölümleriyle geniş bir alana yayılır. Beyazıt H'nin 1484-1488 yılları arasında yaptjjdığı külliyenin mimarı Hayrettin'dir. Çok etkileyici bir görünümü olan külliye, küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle örtülüdür.

Selimiye Camisi:
Mimar Sinan'ın 80 yaşında yarattığı ve ustalık eserim dediği anıtsal yapı. Osmanlı-Türk sanatının ve dünya mimarlık tarihinin başyapıtlarmdandır. Edirne'nin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun simgesi olan cami, 1569-1575 yılları arasında Selim H'nin emriyle inşa ettirildi. Kesme taştan yapılan cami, iç bölümüyle 1575 m2, tümüyle 2475 m2lik bir alanı kaplar. Mimarlık tarihinde en geniş alana kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camisi, yerden yüksekliği 43,28 m olan, 31,28 m çapındaki kubbesi ile ilgi çeker. Kubbe, 6 m. genişliğinde kemerlerle birbirine bağlanan, 8 büyük payeye oturur. Önünde 18 kubbe ve 16 sütunla çevrili revak bulunmaktadır. Ortada, mermerden zarif bir şadırvan yer alır. Cami, mimari yönüyle erişilmezliği yanı sıra taş, mermer, çini, ahşap, sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Selimiye Camisi'nin taş duvarlarla çevrili geniş dış avlusunda Darül-Sübyan, Darül-Kurr'ave Darül-Hadis yapıları vardır.

Edirne Köprüleri

Kentteki en eski köprü, Bizans İmparatoru Palaiogolos döneminden kalan Gazi Mihal Bey Köprüsü'dür. Köprünün bu ad ile anılmasının nedeni 1420 yılında Gazi Mihal Bey tarafından yeniletilmesidir. Kentte ayrıca Sahabettin Paşa (1451), Fatih (1452), Bayezid (1488), Mimar Sinan tarafından yaptırılan saraylarla Kanuni (1560) ve Meriç köprüleri bulunmaktadır.


Sokullu Hamamı (Çifte Hamam):
Üç Şerefeli Cami karşısındadır. Mimar Sinan tarafından yapılan eser, 16. yy Türk sanatının en önemli örneklerindendir. Çifte hamam planında olan yapının, özellikle soyunmalık bölümünün yüzlerindeki kesme taş ve tuğla işçiliğiyle kurna taşları ilginçtir. Bu kurnalar, kaynana kurnası ve gelin kurnası diye adlandırılır. Kaynana kurnası heybetli ve sert, gelin kurnası zarif ve ince görünüşlüdür.

Beylerbeyi Hamamı:
Saraçhane Köprüsü ve Beylerbeyi Camisi karşısındadır. k 15. yy'ın ilk yarısında Yusuf Bey yaptırdı. Oldukça yıkık durumdadır.

Gazi Mihal Bey Hamamı:
Edirne-Kapıkule yolundadır. 1442'de yapılan yapı, çifte hamam planındadır. Zengin mukarnas süslemeleri ve aydınlık mekanı ile Edirne hamamları arasında ayrı bir yeri vardır.

Bedesten:
Eski Cami'ye gelir elde etmek için 1417-1418'de Çelebi Mehmet ' yaptırdı. 14 kubbesi, dört kapısı vardır. 41x78 m boyutlarında ve dikdörtgen planlıdır. Dört cephesi de dükkanlarla çevrilidir.

Arasta:
Murat III zamanında, Selimiye Camisi'ne gelir sağlamak amacıyla 4BHt Mimar Davut Ağa'ya yaptırıldı. 255 m uzunluğunda, 73 kemerlidir. İçinde 124 dükkan vardır.

Rüstem Paşa Kervansarayı:
Kent merkezindedir. Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı. Klasik Osmanlı mimarisinin ilginç örneklerinden olup Kanuni döneminin görkemli yapılarındandır. 1972 yılından beri otel olarak kullanılıyor.

Saray-ı Cedit (Yeni Saray):
1385-1388 arasında yapılan saray, Topkapı Sarayı'ndan sonra en büyük Osmanlı dönemi saray yapısıdır. Saray-ı Cedit'teki kasırlar şunlardır: Mamak Sarayı (Selim II), Bayırbahçe Kasrı (Osman II), İmadiye Kasrı (Murat IV), Alay Köşkü, Bülbül Kasrı, Sepetçi ve İftar Kasrı, Değirmen Kasrı, Şehsuvar Havuzu (Mehmet IV eklemeleri), Şikar Kasrı ve Gülhane Kasrı.

Türk-İslam Eserleri Müzesi:

Giriş galerilerinde, Osmanlı dönemi taş işçiliğine ait bina kitabeleri, Osmanlı çinileri, el yazması Kuran-ı Kerim ve muhafazaları, silahlar ve cam eserler sergilenmektedir.

Edirne Arkeoloji Müzesi:
Edirne Müzesi, ilk kez 1925'te, Selimiye Camisi I Külliyesi'ndeki Dar'ül-Sübyan'da depo olarak kuruldu, daha sonra Dar'ül Tedris'e, son olarak da Dar'ül Kurr'a Medresesi'ne taşındı. 1966'da yeni bir müze binası yapılmaya başlandı ve 1970'te bitirildi. 1971 yılında, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi adıyla ziyarete açıldı.

Etnografya Seksiyonu:
Bölüm girişinde tuğralı gümüş eserler ve ev eserleri, Gördes halı seccade, Şarköy kilimleri görülmektedir. Yine aynı bölümde Osmanlı padişahları dönemlerinden kalma sikkelerle kazılardan ve gümrük kapılarından elde edilen sikkeler sergilenmektedir. Salonun en önemli köşelerinden biri sünnet ve gelin odasının yansıtıldığı kısımdır. İç salonun ortasında bulunan vitrinlerde sarayda kullanılan eşyalar sergilenmektedir. El sanatları bölümünde ise halkın kullanmış olduğu eşyalar bulunur.

Arkeoloji Seksiyonu:
Bölümün girişinde ilk tümülüs kazılarını ve Trakya'nın antik yerleşimlerini gösterir fotoğraflar ve harita bulunmaktadır. Duvar boyunca sergilenen taş eserleri; yazıtlar, mimari parçalar ve steller olarak I üçe ayrılır. Fosil vitrininde bölgede ele geçirilen ve bir milyon ile 30-35 milyon yıl öncesine dayanan çeşitli hayvan fosilleri sergilenmektedir. Odrisia (Edirne'nin 5 km kuzeybatısında bulunan bir Trak kabilesi olan Odrislerin kenti) dönemine ait prohistorik eserler, taş baltalar, çömlek " parçalar yine salonda bulunan eserlerdendir. Hacılar ve Arpalık Dolmeni, Taşlıca Bayır Tümülüs kazılarından çıkan mezar eşyaları kendi adları verilen vitrinlerde bulunmaktadır. Ortada bulunan yatay vitrinlerde Helenistik krallara ve beylikler dönemine ait sikkeler, dikey vitrinlerde ise Roma ve Bizans sikkeleri sergilenmektedir. Müze bahçesinde İon, Aiol, Korinth, Bizans sütün başları bulunur. Ayrıca üzeri mitolojik varlıklarla süslü Roma dönemi ve üzeri Eros kabartmalı sunak ile Lalapaşa Hacılar Köyü'nden müzeye getirilmiş olan dolmen ve menhirler ilgi çekici eserlerdir

İğneada:

Kırklareli'nin batısında, kumsalı ve Lonaos Ormanları ile ünlü ilçe, merkezi yerleşme.

Yaklaşık 10 km uzunluğunda ve 50 m genişliğinde bir kumsala sahip olan İğneada, Türkiye'nin Bulgaristan sınırına yakın bir noktada, Demirköy'e 25 km Kırklareli'ne 97 km mesafede bulunmaktadır. Kumsalının yanı sıra sırtını yasladığı Istıranca Dağları ve ormanlar ile mavi ve yeşilin muhteşem uyumunu konuklarına sergiler. İğneada'da dünya üzerinde sadece üç yerde bulunan Longos Ormanları bulunmaktadır. İğneada çevresinde birçok birinci dereceden korumaya alınmış doğal sit alanı bulunmaktadır. Bölgede konaklama yapmak mümkündür.

Kıyıköy :
Kırklareli'nin Vize ilçesine 40 km uzaklıkta bulunan, özellikle kamp severler için uygun tatil beldesi.
Kırklareli'nin Vize ilçesine 40 km mesafede bulunan belde, iki dere tarafından çevrelenen Karadeniz'e egemen kayalık bir zemine kuruludur. Derelerde alabalık, sazan ve kefal balıkları avlanabilmektedir. Pabuçdere ile Karadeniz arasında dar ve uzun bir plajı bulunmaktadır. Bölgede günübirlik kullanıma yönelik cafeler ve lokantalar bulunabileceği gibi konaklama da mümkündür. Kıyıköy özellikle yazın kampçıların tercih ettiği bir beldedir. Ayrıca bölgeye Vize yönünden giderken muhteşem bir doğa içine kurulu mesire yerleri bulunmaktadır.

Kıyıköy, İstanbullu gezginler tarafından keşfedildikten sonra oldukça popüler bir belde haline gelmiştir. Kent merkezindeki konaklama imkanlarının yanı sıra, deniz kenarında kampçılar için çadır kurulabilecek alanlar da mevcuttur.



Tags: Edirne Kıyıköy İğneada Edirne