Eskişehir
09.03.2008Anadolu´nun en bilinen uygarlıklarından olan Frigler, M.Ö. 11. yüzyıldan başlayarak İç Ege´den Ankara´nın doğusuna kadar çok geniş bir alana yayılmışlar. Hüküm sürdükleri yıllardan geriye kalan görkemli kült ve yerleşim alanları Eskişehir yakınlarındaki Dağlık Frigya adıyla anılan bölgede yoğunlaşıyor. Muhteşem bir coğrafyada bulunan kayalara oyulmuş evler, depolar, sarnıçlar, kaleler ve anıtsal tapınma alanları...
Frig tarihi gibi pek fazla bilinmese de Kral Midas'ın efsanelerini bilmeyen yok gibidir. Tanrı Dionysos'un hocası Bilge Silenos'u, köylülerin elinden kurtarıp sarayında ağırlaması, Midas'i dokunduğu her şeyin altın olması yeteneğini kazandırır. İşte bu efsane nedeniyle Midas aç gözlü bir kral olarak bilinir. Oysa bilinenin aksine Midas zenginlikten nefret, eder. Bu yüzden dağlardaki mağaralarda Fan ile birlikte yaşamayı seçtiği, Latin Ozan Ovidius'un "Metamorfoz" adlı eserinde anlatılır. Bu arka daşlığın bedelini ödediği efsaneyi ise sanırım duymayan yoktur.
Lir çalan Tanrı Apollon ile flüt çalan Pan arasındaki yarışmada, arkadaşından taraf olan Midas, onun müzikten anlamadığını düşünen Tanrı Apollon tarafından eşek kulaklı hale getirilir. Büyük bir şapka ile kulaklarını gizleyen Midas'ın bu halini berberi görür. Sırrı uzunca bir süre saklayan berber sonunda dayanamaz ve bir kuyuya "Midas'ın kulakları eşek kulakları" diye fısıldar. Bu söz kuyudan tüm krallığa yayılır ve sır ortaya çıkar. Bu durum sadece kralın sırrını değil, "yerin kulağı var" deyimini de ortaya çıkarır. Frigler'den geriye kalanlar arasında en etkileyici yapı olan Midas Anıtı, Eskişehir yakınlarındaki Yazılıkaya Vadisi içinde yer alıyor. M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen 1" metre yüksekliğindeki bu eşsiz eser her ne kadar Midas Anıtı olarak adlandırılsa da aslında dinsel bir anıt. Frigler'in ana tanrıçası Matar için inşa edilen anıtın önünde tanrıça adına dinsel törenler yapılırmış. Antik kaynaklarda ticaret yollarının kesiştiği, kaplıcalarıyla ünlü bir ticaret kenti olarak anılan Eskişehir'in eski çağlardaki adı Dorylaeum olarak geçiyor. Kent, Bizans döneminde de ticari ve doğal zenginlikleri sayesinde önemini sürdürmeyi başarmış. Öyle ki İmparator Jüstinianos'un, kentte yazlık bir sarayının bulunduğu, yine antik metinlerde yer alıyor.
TARİHİ VE KENTSEL SİT ALANI ODUNPAZARI
1176 yılında Selçuklu, 1289 yılında Osmanlı hakimiyetine giren Eskişehir, geçmişi ve bugünü başarıyla kaynaştırarak kimliğini ortaya çıkarmış. Tarihi evlerden oluşan Odun pazarı semtinin sokaklarında, Anadolu şehirlerine özgü gündelik yaşam devam ederken, Porsuk Çayı kıyısındaki yerleşimlerde modern yaşamın izlerine rastlamak mümkün. Bu haliyle hem şehircilik anlamında hem de bir arada yaşamanın olmazsa olmazı hoşgörü konusunda örnek alınması gereken bir kent Eskişehir.
Odun pazarı, Türkler'in bölgeye geldiklerinde ilk yerleştikleri yer olarak biliniyor. Türkler'in yerleşim yeri olarak burayı seç-mesiyle ilgili bir de rivayet anlatılıyor. Bölgeye ilk gelenler, yerleşim yerini belirlemek için Porsuk Çayı kıyısına ve bugünkü Odunpazarı'nın bulunduğu alana koyun ciğeri asarlar. Odunpazarı'na asılan ciğer daha geç bozulunca buraya yerleşirler. Yukarı Mahalle olarak da adlandırılan Odunpazarı'nda bulunan onlarca tarihi Osmanlı evi, uzun yıllar kaderine terk edilmişti. Son yıllarda başlayan yoğun restorasyon çalışmaları sayesinde semtin çehresi aydınlandı. İki veya üç katlı olan Odunpazarı evlerinde genellikle cumba bulunuyor.
Girişleri sokaktan olan, bahçeleri arkada kalan evler ve bahçeleri önde olan, girişe bahçeden geçerek ulaşılan evler olmak üzere iki tip ev bulunuyor Odunpazarı'nda. "Tarihi ve kentsel sit alanı" olan Odunpazarı'nda bulunan en önemli dinsel yapı, Kurşunlu Külliyesi'dir. 1525 yılına tarihlenen külliye Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış.
Külliyedeki büyük kubbeli semahane, medrese odaları ve ön tarafı açık sütunlu geniş mekan buranın geçmişte Mevleviler tarafından kullanıldığının bir kanıtı. Akoğlan, Müftü, Tiryakizade Hasan Paşa ve Sivrioğlu Camileri Eskişehir'in geçmişini işaret eden diğer tarihi yapılar.
ESKİŞEHİR'İN GENÇ VE AVRUPALI YÜZÜ
Porsuk Çayı kıyısı, Eskişehir'in genç yüzünü yansıtıyor. Birbirinden güzel köprülerle süslenen Porsuk Çayı'nın araç trafiğine kapalı kıyıları son derece iyi düzenlenmiş. Yürüyüş ve bisiklet yolları, heykeller ve ağaçlarla bezenmiş oturma alanları, şirin kafeler, dopdolu kitapevleri ve hava kararınca hareketlenen barlar Eskişehir'e Avrupa kenti görünümü veriyor. El sanatları konusunda kentin simgesi haline gelen lületaşı ürünler satan pek çok dükkana rastlamak mümkün Eskişehir sokaklarında. Hatta bu konuda kentte bir müze bile var. Yunus Emre Kültür Merkezi'nin bir bölümü valilikçe Lületaşı Müzesi olarak düzenlenmiş. Burada, Eskişehirli ustaların maharetli ellerinden çıkmış en seçkin eserler sergileniyor. Ayrıca, lületaşının üretim aşamalarını bu müzede görmek mümkün.
ANADOLU KÜLTÜRÜNDEN ÜNLÜLER
Eskişehir, Anadolu kültürünün pek çok ünlü simasını yetiştirmiş. Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu Köyü gülmece dünyamızın sembol ismi Nasreddin Hoca'nın doğum yeri olarak biliniyor. İnsanları şiirleriyle birlik ve beraberliğe çağıran, sadece halk ozanı olmakla kalmayıp aynı zamanda bir filozof olan Yunus Emre ise Mihallıçık'a bağlı Sarıköy'de doğup burada bir süre yaşamış. Türk-Islam tarihinin önemli komutanlarından Seyit Battal Gazi adına 1207 yılında Selçuklular tarafından inşa ettirilen külliye Seyitgazi ilçesinde bulunuyor. Bir tepenin üzerine kurulu Seyit Battal Gazi Külliyesi, uzaktan bakıldığında Ortaçağ şatolarını çağrıştırıyor.
Eskişehir aynı zamanda bir kaplıca kenti. Zengin yeraltı termal suları sayesinde kentin merkezinde bolca hamam ve termal banyo bulunuyor. Kent çevresinde pek çok termal alan olmasına rağmen en ünlüsü Mihalgazi ilçesindeki Sakarılıca Kaplıcaları. Ormanlık bir alanda, doğayla iç içe olan kaplıcaların, 18-56 derece arası değişen şifalı sularının romatizmadan beslenme bozukluğuna kadar çeşitli hastalıklara iyi geldiği söyleniyor. Film platosunu andıran Odunpazarı sokakları, geleneksel lületaşı işlemeciliği, nefis çiğbörekleri, huzur veren Porsuk Çayı, şifa dağıtan kaplıcaları Eskişehir'e yapılacak bir yolculuk için yeterli nedenler. Ancak tüm bu nedenlerin dışında, sadece Frig Vadisi'ni görmek için bile bölgeye gitmeye değer.
Ulaşım:
Eskişehir'e kara, hava veya demiryoluyla kolayca ulaşmak mümkün. Tüm büyük kentlerimizden düzenli otobüs seferleri mevcut. Ayrıca, Türk Hava Yolları'nın İstanbul'dan Eskişehir'e her gün uçuşu var. Ankara, İzmir ve İstanbul'dan her gün yapılan tren seferleri kentin merkezine kadar ulaşım sağlıyor.
Tags: Eskişehir gezi Eskişehir tren Eskişehir tatil Eskişehir
———
———