Santiago
24.03.2008Santiago, uzun ve birbirine paralel caddeleri, parkları, meydanları, bulvarları ile iy planlanmış bir kent. Son yıllarda iyice parlayan şarapçılık ve kentin gelişen yüzü zaman zaman size, bir Avrupa kentinde olduğunuzu hissettiriyor.
Santiago 1541 yılında Pedro de Valdi-via tarafından kentin tam ortasında bugün bir park olarak korunan Santa Lucıa Tepesi'nde kurulmuştur. 1647 yılında 12 bin kişinin öldüğü büyük bir deprem, kenti neredeyse tamamen yıkmıştır. 1818 yılında Bernardo O'Higgins komutasındaki Şili kuvvetlerinin, îspanyollar'ı Maipû Savaşı'nda yenilgiye uğratmasından sonra ülke bağımsızlığını kazanmıştır. 1930'lu yıllarda modern bir endüstri kentine dönüşmeye başlayan Santiago'nun nüfusu Kuzey ve Güney Şili'den aldığı göçlerle hızla artmaya başlamıştır. Santiago da ülkenin diğer kentleri gibi depremin yıkıcı etkilerini sıkça hissetmiştir. Bu nedenle, eski tarihine rağmen kentte çok az sayıda tarihi bina ayakta kalabilmiştir. Casa Colorada, Iglesia San Francisco ve Posada del Corregidor dışında. Bu binalar arasında 150 yaşını geçen hemen hemen yok gibidir.
Santiago, gelişmiş bir kent. Pasifik'e kışı olmasa bile okyanusa bir buçuk saatlik bir yolculukla ulaşıp eski bir kent ve aynı zamanda Santiago'nun da limanı olan Valpa-raiso'ya gidebilirsiniz. Kent, uzun paralel caddeleri, parkları, meydanları ve bulvarları ile iyi planlanmış. Her biri mimari eser niteliğinde olan büyük ve küçük binaları çok renkli bir görüntüye sahip.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN...
Eski bir yerleşim yeri olan Bario Bellavis-ta, tek katlı, çok canlı renklerle boyanmış yapıları ile mutlaka gezilmesi gereken bir semt. Genelde artistlerin ve bohem hayat tarzını tercih edenlerin yaşadığı Bellavista, geceleri bir eğlence mekanına dönüşüyor. Günümüzde müzeye dönüştürülen Pablo Neruda'nın üç evinden biri de burada. Bella-vista'dan bineceğiniz finiküler sizi kenti kuşbakışı izleyeceğiniz San Cristöbal Tepesi'ne çıkaracak. Oradan isterseniz teleferiğe binerek kenti tepeden izlemeye devam edebilirsiniz.
Plaza de Armas Santiago'nun merkezindeki büyük meydan. İstanbul için Taksim Meydanı ne ise Santiago için de Plaza de Armas aynı. Meydan tarihi binalarla çevrili: Metropolitan Kilisesi, tarihi postane ve Milli Tarih Müzesi bu meydanı çevreleyen binalar. Akşamüstleri ressamlar, sokak satıcıları ve müzisyenler tarafından doldurulan meydan çevresinde soluklanacağınız kafeler de var. Plaza de Armas'ı çevreleyen, trafiğe kapalı caddelerin Haiti Cafe gibi mekanlarında, Şilili bir tiryaki gibi kahvenizi ayakta yudumlayabilir; bizdekine benzer ayakkabı boyacılarında ayakkabınızı parlat-tırabilirsiniz.
ALLENDE'YE KARŞI DARBENİN YAPILDIĞI SARAY
1973 yılında Salvador Allende'ye karşı Pinochet'in yaptığı askeri darbeyi hatırlayanlar için La Moneda Başkanlık Sarayı görülmesi gereken bir yer. Bu saray darbe esnasında yapılan hava saldırılarında kısmen yıkılmış ve başkan Salvador Ailende burada ölmüş veya öldürülmüş. Saldırıdan kalan bazı mermi izlerinin korunduğu, 1981 yılındaki restorasyondan sonra saray, ziyarete açılmış. Burayı gezmek için önceden kayıt yaptırmanız gerekiyor. Diğer görmeye değer bir yer de şehrin tarihi merkezinde bulunan ve bugün park olarak korunan Santiago'nun ilk kurulduğu Santa Lucia Tepesi.
Zengin semtlerin dışında kalan Santiago'nun sokaklarında gezerken gözünüze bir fakirlik çarpıyor. Ama çirkinlik asla... Evler eskimiş ve boyaları kısmen dökülmüş dahi olsalar tertemiz. Güzel görüntüyü bozan gra-fıtiler. Bu grafıtilere Santiago'nun her yerinde rastlamak mümkün. Bazıları çok usta ellerden çıkmış? O nedenle hepsine çirkin demek mümkün değil. Kent hızla gelişiyor. Yeni yapılan modern alışveriş merkezleri, yüksek iş kuleleri ve apartmanlarla yepyeni bir Santiago doğuyor. Eski yapılarla dolu kent merkezinde yürürken bir an için kendinizi Madrid veya Paris'te sanabilirsiniz. Kentin yeni gelişen bölgelerindeki apartmanlar oldukça estetik bir görünüme sahip ve hemen hemen hepsinde bitkilerle dolu balkonlar var. Estetik anlayışı, fakirliğe rağmen Şili'de kaybolmamış.
Santiago gezginlere yeni bir şeyler verebilen bir kent. Güney Amerika havasından çok bir Avrupa kentini andıran Santiago'da yine de yerel kültürün izlerini görmek mümkün. Sanat Müzesi'ni mutlaka gezin.
YÜKSELEN ŞİLİ ŞARAPÇILIĞI
And Dağları'nın görkemli görüntüsünün yamaçlarında gelişen Şili şarap endüstrisi, günümüzde dünyada önemli bir yere gelmiş. Özellikle kırmızı şarapları örnek alınır bir konumda. Augusto Pinochet'nin dikta rejimi sonrasında istikrarlı bir politik ortama kavuşan ve hızlı bir ekonomik gelişme sürecine giren Şili'nin şarapçılık endüstrisi de yükselişe geçmiş. Eskilerde 5 veya 10 Dolarlık merlot'lar ve cabarnet'ler alay konusu olurken, ekşi meyve tadlı bazen de okside olmuş Şili şarapları artık uluslararası yarışmalarda madalyalar kazanarak kötü şöhretlerini silmişler ve dünya pazarında aranır olmuşlar. 1998 yılında 5,3 milyon adet 12 şişelik kasa ile ABD'nin en büyük üçüncü şarap tedarikçisi konumuna ulaşan Şili'nin şarap endüstrisine yabancı sermaye, deneyim, alet-ekipman ve teknoloji akmaya başlamış.
Yerli şarap üreticileri giderek artan bir hızla uluslararası şarap standartlarını benimsemişler ve Şili'nin kırmızı şarapları kalite olarak yükselmiş. Tabi ki fiyatları da...
ÖNDE GELEN YENİ ŞARAP MARKALARI
Şili'nin önde gelen üreticilerinin ürettikleri yüksek kaliteli kırmızı şaraplar artık dünyaca ünlü. Ama bugünlerde heyecan verici bir diğer gelişme, Şili'de üretilen yeni hibrid şaraplar.
Günümüzde uzun yıllara dayanan deneyimlerin sonucu ortaya çıkmış yöntemlerle bir sanat kıvamında üretilen yarım düzine kadar Şili kırmızı şarabı, uluslararası pazarlarda 20 ila 60 ABD Doları arasında alıcı buluyor. Bu gelişme şüphesiz ki Şili şarap endüstrisine yapılan önemli miktardaki yerli ve yabancı sermaye yatırımının bir sonucu. Şili'deki bu gelişme uluslararası şarap endüstrisinin bazı önemli oyuncularının ortaklığında başarılmış. Şili'nin dev oyuncuları ile uluslararası prestije sahip bağlar arasındaki ortaklıklar sonucu doğan yeni güçlü şaraplar arasında şunları sayabiliriz: Vina Concha To-ro ve Château Mouton-Rothschild arasındaki ortaklık sonucu geliştirilen Almaviva, Vina Errazuriz ve Robert Mondavi Winery arasındaki ortaklık sonucu geliştirilen Sena. Diğer ün kazanan şaraplar yerli üreticilerin eserleri: 1988 yılında dört eski şarap üreticisinin ortaklığında geliştirilen Montes Alpha 'M', yarım asır önce Arturo Zavala tarafından kurulan bağevinin ürettiği Vina Tarapaca. Yerli ve yabancı yatırımcıların yer aldığı Şili şarap endüstrisi, gelişimine planlı bir şekilde devam ediyor.
12 MİLYON ABD DOLARI İLE KURULAN ULTRA-MODERN TESİS
Santiago'nun güneyindeki Casa Lapostolle, yabancı uzmanların Şili'nin şarap endüstrisine yaptıkları katkının güzel bir örneğini oluşturuyor. Ünlü Grand Marnier Likörü'nün üreticisi, Loire Vadisi'ndeki Château de Sancerre'nin sahibi olan Marnier Lapos tolle Ailesi, kızları Alexandra Marnier Lapostolle'u 19901ı yılların ortasında 12 milyon ABD Doları ile Şili'ye ultra-modern bir şarap tesisi kurmak için gönderirler. Geleneksel ve klasik yöntemlere sıkı sıkıya bağlı Colchagua şarap üretim havzasına yerleşen Alexandra, 1927 yılından beri o bölgede şarapçılıkla uğraşan Şilili Rabat Ailesi ile bir ortaklık kurar. Burada yüzyıldan fazla bir süredir kullanılan yüzlerce dönümlük ekili bağı satın alır. Rolland eski şarap üretim yöntemlerine yeni teknolojiler getirmiş biridir. Onun kurduğu şarap üretim tesislerinde ısı kontrollü paslanmaz çelikten yapılmış fermantasyon tankları ile pahalı Fransız meşesinden yapılmış yıllandırma fıçıları kullanılmaktadır. Başarının sırrı sorulduğunda Alexandra Marnier - Lapostolle "Biz para, ekipman ve uzmanlık getirdik" diye açıklıyor. Tabi ki buna yerli üreticilerin de çabalarını eklemek gerekli.
Şili'nin şarap üretim yöntemleri hızlı bir evrim içinde. Antika denebilecek servi ağacından yapılmış yıllandırma fıçıları yakacak odun olmak için emekliye ayrılırken, yerlerine üstün kaliteli Fransız veya Amerikan meşesinden yapılmış daha küçük boyutlu fıçılar geliyor. Bilgisayarla ısı kontrollü paslanmaz çelikten yapılmış fermantasyon tanklarında Şili üzümlerinin yoğun meyve tadları doğal olarak korunmuş oluyor. Casa Lapostolle'un şaraplarını ABD'ye ihraç ederken ekvatoru geçen uzun yolculukta soğutmalı konteynırları kullanması, diğer Şilili üreticileri de aynı yönteme başvurmaya zorluyor.
UYGUN FİYATLI ŞİLİ ŞARAPLARI
Arazi fiyatları ile işçilik maliyetinin daha düşük olduğu Şili, Kaliforniya ve Fransız şaraplarına göre önemli avantajlara sahip. Modernizasyon yatırımlarının ve taşıma maliyetlerinin yüksekliği aradaki fiyat farkını gittikçe kapatmış ve kapatmaya devam ediyor. Pahalı bir Kaliforniya veya Fransız şarabının bir şişesi bugün 75 ila 100 ABD Dok-rı arasında satılıyor. Kısa bir süre sonra Şili'nin elit kırmızı şarapları da bu seviyeye yükselecek. O zaman şarap severlerin Şili şaraplarına bu bedeli ödeyip ödemeyeceği anlaşılacak. Ama hala eşsiz tadlar sunan D:c Amado'nun fiyatı 20 ABD Doları, Zavala'nın Vina Tarapaca'sı 25 ABD Doları. B_ fırsatı değerlendirmek gerekli...
Kaynak :Voyager dergisi
Tags: Santiago turu Santiago Şili Santiago nasıl gidilir Santiago
———
———